Öncelikle sizlere Gülhane Park’ından bahsedeyim eski zamanlarda bu parkın bulunduğu bölgede gülbeşeker yapan imalathanelerin yer almasından dolayı bu ismi almıştır. Osmanlı Devleti döneminde Topkapı Sarayı’nın dış bahçesi olarak kullanılmıştır. Ve bu park 100.000 m2 lik bir alana sahiptir. İstanbul’un en önemli parklarından birisidir. Ve bu parkta Nazım HİKMETİN Ceviz Ağacı adlı şiiri yazılmıştır. Size biraz ondan bahsedip şiirle baş başa bırakmak istiyorum;
Nazım’ın, Türkiye’de polis tarafından harıl harıl arandığı günlerde, Nazım ve Piraye Gülhane parkında buluşmaya karar verirler. Nazım şık giyinir, önceden de gider parka. Bir ağacın altındaki banka oturur. Piraye’sinin gelmesini bekler. Bir zaman sonra, Gülhane Parkı’nın kapısından içeri polisler girer. Bunu gören Nazım altındaki bankta oturduğu ceviz ağacına tırmanır. Ağaçta bekler bekler polisler parktan ayrılmaz. O sırada Piraye gelir, ağacın dibindeki banka oturur. Polisler hala oradadır. Nazım, Piraye’ye seslenir seslenmesine ama Piraye duymaz. Bunun üzerine Nazım da cebinden bir parça kağıt çıkarır, başlar yazmaya;

Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda,
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda.
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul’a.
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul’u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda. 
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında. 

                                   Nazım HİKMET

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir