Yüzyılın Hastalığı Linç Kültürü Nasıl Oluştu?

Yüzyılın Hastalığı Linç Kültürü Nasıl Oluştu?

Dünyada ve Türkiye’de belki de herkesin rahatsız olduğu ama zaman zaman yapmaktan da geri kalmadığı linç, kökenini oldukça eski zamanlardan alıyor. Linç etmek genelde tanınmış insanlar için oluşturulan soyut kampanyalar gibidir, bir çok anlamda insanlara zarar verebilir ve etkisi yayılarak devam edebilir. İnsanları cezalandırmak için topluca bir kişiye hakaretler edilen yüzyılın hastalığı linç kültürü tam olarak nasıl oluştu? Gelin hep birlikte bir bakalım.

Linç Etme Kültürü Kullanım Alanları

Linç kültürü nedir denildiğinde şöyle bir cevap vermek daha doğru olur. Aslında linç bir topluluğun insanı yaptıkları nedeniyle taş ya da sopa aracılığı ile döverek bir nevi aşağıya çekmek anlamına geliyor. Çağımızda teknolojinin iyice hayatımıza girmesi nedeniyle dijital ortama taşınmış olan bu kültür özellikle Güney Afrika ve Brezilya gibi suç oranı yüksek üçüncü dünya ülkelerinde sık görünüyor.

Demokratik ülkelerde sanılanın aksine daha net kararlar alındığı için bu durma sessiz kalmak istemeyenlerin daha sık başvurduğu sonuçlarını da ayrıca görebiliyoruz. Linç etmek için günümüzde artık her yaş ve her kesimden başvurduğu bir yöntem. Video yayınları, siyasetçiler ve gazeteciler herkesten çok daha yüksek oranlarda bu kültüre tanıklık etmek zorunda kalıyor.

Ayrıca Bakınız:  Karakterinizi Yansıtan 7 Uyuma Pozisyonu

Linç kültürünün insanlar üzerindeki etkisi ise tartışılmaya açık bir durum değil diyebiliriz. Maddi ve manevi olarak insanlara ciddi kayıplar verdiren linç etmenin dilerseniz birde ne zamanlara dayandığına hep birlikte bir bakalım.

Linç Kültürü Nasıl Oluştu?

Çok eski yıllardan beri dünya üstünde olan linç, aslında kelime olarak çok eski değil. İlk olarak bazı grupların siyahlara yaptıkları zulmü ifade etmek için kullanıldığı biliniyor. Yaygın bir inanışta linç kelimesinin Charles Lynch’den geldiğini savunuyor. Bu isim Amerikan bağımsızlık savaşı sırasında İngilizleri tutan kişileri cezalandırmak için kurulan mahkemelerin başkanıydı.

Sıradan bir çiftçi olan Charles Lynch, İngilizler ile Amerikalıların yaptıkları bağımsızlık mücadelesinde bağımsızlık taraftarı olmayan İngilizlerin yargılandığı mahkemelere başkan yapıldı. Herhangi bir birikim ya da altyapısı bulunmayan Lynch, İngilizlerin tarafını tuttuğunu düşündüğü kim varsa doğrudan yargılatıyordu.

Keyfi yargılatmalar yaptığı bilinen ve acımasız olarak ünlenen bu isim, kırbaçlama, askere alma ve insanların mallarına el koyma gibi pek çok cezayı keyfi olarak yapmış. Yasadışı suçluların cezalandırılması için ismini bu kişiden alan Lynch yasaları da yine adını bu dönemde duyurmuş. Aslına bakıldığında Amerika’nın Virginia eyaletinde bu isim tarafından yapılan davranışların tarihin ilk linç olayı olduğundan söz edilebilir.

Ayrıca Bakınız:  Evde Sıkılmadan Eşinizle Yapabileceğiniz 10 Aktivite

Bilinene göre linç yasaları ve insanları linç etmek 1850 yılından itibaren sözlük veya kitaplara girdi. Sözcük 1780 yılındaki mahkeme kararlarında yer alan yasama şeklini anlatması için kullanılması ile tarihteki en eski yerini aldı. Linç kültürü, linç ismini Türkçede anlattığımız bu acımasız Charles Lynch’den almış olarak biliniyor. Zaten günümüzde sosyal medyada gördüğümüz davranışlar incelendiğinde, sergilenen acımasızlığın Charles Lynch’den aşağı kalır bir yanının olmadığı da net şekilde gözlemlenebiliyor.

Linç etme kültürünün ayrıca bilimsel olarak kanıtlanmış birde sendromu mevcut, ancak bu daha çok tıbbi bir sorun olarak görülmekte ve linç etmekten bağımsız bir şekilde işlemekte. Dolayısıyla konumuzla bir alakası olduğu söylenemez, ancak kısaca bahsedecek olursak.

Bir kaynağa göre bu linç sendromu: “Polipsiz kalıtsal kolorektal kanser (HNPCC) olarak da bilinen Linç sendromu, farklı kanser türlerine genetik yatkınlıkla ilişkili bir tür kalıtsal kanser sendromudur . Bu, linç sendromlu kişilerin belirli kanser türleri için daha yüksek bir risk taşıdığı anlamına geliyor.”

Link etme kültürü nedir ve nasıl oluştu adlı makalemiz bu kadardı, linç etmek içeriğimizde de bahsettiğimiz gibi insanlara ciddi anlamda hem maddi, hemde manevi zararlar verebiliyor. Dolayısıyla gerekmedikçe böyle bir yükü insanların sırtına bindirmek doğru değil diye düşünüyorum. Yazımızla ilgili soru ve görüşlerinizi sizde yorumlar kısmından belirtmekten çekinmeyin.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.